Sagopa Gaziantep ‘ e gel

•Haziran 28, 2008 • Yorum Yapın

Sagopa ‘nın gaziantep e gelmesini diliyoruz.
istanbulda ve birçok yerde sagopa nın konserleri oluyor
neden gaziantep gibi yerlere gelmiyor ?
herkez burda on çok seviyor
bizde sviyoruz
neden seviyoruz bilmiyoruz
rap yapmaya çalışıyorz
asdasdasd :D

Yasin – Biri Beni Sustursun

•Temmuz 19, 2007 • 1 Yorum

http://www.hiphopwars.net

Verse 1:
Biri beni sustursun
Yoksa karanlığa çarpan suratınsa kimdensin
başıboşsa bedenin bana teslim kalacaksa biri beni sustursun
Ya da mahkumsun yaptığın suça karşı parmaklıkları kaça vurgun
ama seninde dönekse ruhun biri beni sustursun
Oldu ya yediremedin sözleri kendine oldun rencide
hadi bize küfret yada rest çek sonra dua et biri beni sustursun
Bak duman bastı kafatasımı ritm azdı hayatın sunduğu nasıl bir tarzdı
para varsa şanslı biri hadi beni sustursun

Chorus:
Hadi diyelim susturdun beni kelimelerimi durdurdun kalpteki ritmimi
o zaman bilki ben de senin için bu kelleyi vurdurdum
Diyelim susturdun beni kelimelerimi durdurdun bu ritmimi
o zaman bilki ben de senin için bu kelleyi vurdurdum

Verse 2:
Batıkent’ten el salladım sana görmedin
arabanı sürtüğün üstüne sürmedin
Ankara’nın martılarını ben öldürmedim
sanılanın aksine hiç ayık gezmedim
kesmedim sesi gel gör benim alt komşu katili
Hey apartman sakinleri rahatsız olan varsa
Hadi beni sustursun
çizdiğim ekseni boşuna dolanma
yola koyul susturmak için oyalanma
yolda bana rast gelirsen elinden geleni ardına koyma
adres belli sesin geldiği yer kime sorarsan inleyerek tarif eder
sen de bulursun gelip beni susturursun

Chorus

Verse 3:
Bence buna kulak ver her gece
dinle kendine gelince de seslen
ses giderse baştan aç bana söz ver
hadi konuşuver artık benle beraber
şşt bak millet sustu bana illet oldu
duygulandım bak gözlerim doldu
tüm komşular keyfinden oldu çok da *****de
git polis çağır çok da *****de
avaz avaz bağır çok da *****de
çünkü Yasin sağır size deneme susturmayı
çıkar tepenize girer evinize en son desibelde ses
komşu kızı Sibel de şahit her gün bana verse de

Arama Motoru

Cartel- Hani Bana Para

•Temmuz 19, 2007 • 1 Yorum

http://www.hiphopwars.net den alıntıdır
Bunun adı para çaredir her soruna
Ne mutlu bana eğer cebimde varsa
Kazan ve harca sakla bir parça ama
Sakın al bundy gibi zırt dolaşma
Durma öyle boş boş
Paranın tadı hoş
Ben payımı kaptım
Geç kaldın hadi koş
Beleşe kim ne verir
Ulan önce öde parayı sonra çal zurnayı
Hadi yavrum yandan yandan yandan
Bilsen neler geçiyor aklımdan
Bol para araba tatlı yaşam
Kolumda manita gezerim paşam
Varda bana buna sana hepinize para
Şimdi karafatma bana kebap bakma suratıma
Yoksa dersin merhaba 9 milim tabancama
Bu işler böyle beğenmediysen söyle

Chorus:
Var da bana buna sana yok mu bana
Şimdi kes tantanayı
Hani bana para
Hani hani hani
Varda bana buan sana yok mu para
Şimdi kes tantanayı
Hani bana para
Hani hani hani

Kerem uyan fena rüya gördüm lan
Gerçek değil miydi yaşadığımız dün akşam
Mersoyla gezdik ya cüzdanda bol para
Para yoktu ama arkada 3 manita vardı
İkisi kara, birisi sarı
Gece yarısı sokaklar doludur karı
At arabaya, bas son gaza
Mark ve dolarla atarsın hava
Dolarlar hıyarlara
Ben de var lira
Deste deste deste lira
Herkezin aklındaki tek şey para
İnsanlık bile döndü kara borsaya
Bulursan alırsın ama hangi fiyata
Şaşma neler var bu piyasada
Para için kendini satanlar var
Bu paralar daha neler yapar
Zengin de olsa zonta gene zonta
Sinirlenme boşuna
Aklı gelir başına
Yine çıktı karşına karakan
Yalanları değil gerçekleri anlatan

Chorus

Bu para var ya neler gelir aklıma
Kazanması da az biraz kolay olsa
Herkezin isteğidir para kazanmak
Ya alın teriyle ya da yamuk yaparak
Ben ise kazanıyorum tokat atarak
Enayi dolu ya başka ne yapsak
Geçinip gidiyorum
Nolsun be moruk
Kazık atmassak aç kalacak çocuk
Para para para para para para para
Neler oluyor bu meret uğruna
Keşke bütün hepsi 3 kağıtta kalsa
Ne bok işler var hasta oluyom hasta
Fabrikada çalışmak hiç sarmaz beni
Züğürt kalırsam derim belki
Napiyim yani papaz hergün pilav yemez
Bizim gibi adam da meteliksiz gezemez

Sagopa Kajmer – Vasiyet

•Temmuz 19, 2007 • Yorum Yapın

http://www.hiphopwars.net den alıntıdır
Fedai cembiyeleriyle cenkte kaldı, surlarımda kahpe uyuya daldı.
Suretim şarap misali eskidikçe değeri attı.
Kalbimde senede kaç kez birisi idam aldı?
Şaibelerim şairimdi, şakacı mecburi sıfattı.
Rıhtımlarımdan gemiler kalktı, yolcular ağırladım ağır ağır.
Revanlarım…
Güneştim bir ara yağmur oldum
Kendi deryalarımda kendimi zorla boğdum.
Spekülatif düşlerin spazmı var.
Stagflasyon önlemiydi, sözümü kesme girişiminde bulunan herkeseydi radikal argolar.
Söyle ne zaman bitti aşka dair tangolar?
Her işte bir racon var.
Haydi egoma sponsor ol!..
Ecemle ecele giderim.
Rabbenamı bir hiç uğruna tersledim.
Offf Haşaaaaaa!…..
Bir dilekti vurgun oldu, vodka redbullğciere doldu.
Sagopa nadir sarhoş oldu.
Cemre geç de olsa düştü.
Kelimelerdi kerimelere ve kertelerime münzeviydim.
Dünyevi senaryolarda “rap” denen bahirdim.
Münasebetsiz küfrü bastım, onurun canını yaktım.
Altı senedir aklındayım, çekemedin farkındayım.
Rapimtraksın, sen reel değilsin.
Yazdıklarına sadık olamadın, söyle kaç eşlisin?
Muaf bıraktım seni ve kitlelerini, sarfiyatlarım fiyatsız…
Anonim oldu haykırışlarım.

NAKARAT(KORO)
Az önce doğdum
Halatım yirmi yedi boğum
Sele gitti ağustosum
Vasiyet etmek istedim şarkılarımı kızıma, hep sonunda kendimi vurdum.
Şarjörü doldurdum…

RAP 2
Koştuğum bu yolda yarımı sonladım ve kocaman adama döndüm.
Sanma çok teleşlıyım, durgunum biraz.
Solgunum yüzüm, bitkinim ufaklık.
Sende koş peşimden amma çok çalış!…
Duvarda yazmaz her kural yumruk yersin yılma kalk, dayan!..
Bu abi yerle çok sevişti.
Düşmek hiç ayıp değil, kalkmasını bil!…
Ve acele et şu gözyaşını sil!…
Sagopa idol(aydıl) oldu bak dedim babam, ben dayandım.
Buraya kadar geldim 27 adım.
Takma kendimden can sıkıntım, önceden beridir bir ölüm takıntım.
Bunu da yüzüme vurmasınlar sade evde yüzüm asık, dışarda sempatik takıldım.

Ceza Röportajı

•Temmuz 19, 2007 • 2 Yorum

http://www.hiphopwars.net den alıntıdır
Kesinlikle “Yerli Plaka”nın en öne çıkan şarkılarından biri Ceza’nın Sezen Aksu’yla beraber yaptığı “Gelsin Hayat Bildiği Gibi”. Oldukça duygusal zamanlardan birinde çıkan “Gelsin Hayat Bildiği Gibi” şarkısının duygusallık dozunu az bulup Sezen Aksu’nun yolunu tutmuş Ceza… Artık ne çıktığını varın siz düşünün… Birkaç ülke, stüdyo ve prodüktörün parmağı var Yerli Plaka’da. Ceza, bu çok seslilikten son derece memnun… Hayata da bu şekilde bakmaktan yana… Ayrımcılığı sevmiyor… Müziğinde de gençlere bunu salık veriyor ve diyor ki gençler öncelikle sevdikleri savundukları müziği iyi tanımalı…

Yerli Plaka’nın ortaya çıkma sürecinden bahseder misin?

Benim ses tellerimde oluşan rahatsızlığımdan dolayı bir seneye yakın gecikme oldu. Tabi ki atlattık ama psikolojik olarak çok etkiledi kayıt yapamamak. Bir çok prodüktörle ve farklı ülkelerden sanatçılarla çalışmamızda biraz etkiledi bu gecikmeyi. Bunları bir araya toplamak zaman aldı ama 17 parçalık 77 dakikalık güzel bir albüm oldu. Albümün kayıtların çoğunluğu Beşiktaş’ta Digitolia’da Ayhan Sayıner’le birlikte yaptım. Mixini, aranjelerin çoğunu kendisi yaptı. Onun haricinde Almanya’da, Viyana’da, İstanbul’un farklı stüdyolarında Kraft’ta yaptığım kayıtlar var. Mastering Almanya’da yapıldı.

Tek bir elden yürütmek yerine neden bu kadar dağınık çalışmayı seçtin?

Tek bir kişinin fikri değil de bir çok insanın yaptığı işle birlikte ortaya çıkmaktı. Çünkü çok renklilik daha güzel oluyor. Her prodüktörün kendi fikirleri duyguları ve yaptığı müzik diğerlerinden farklı. Albümün içinde de biraz farklılık olması gerekiyordu çünkü hepsinin birbirine benzemesini istemedim. Tamam yine de güzel olabilir tek bir prodüktörle beraber çalıştığın zaman ama farklı olduğunda daha iyi oluyor. Sadece Rap dinleyen insanlara değil bütün herkese müziğimi dinletebilmek istiyorum o yüzden geniş bir yelpazeye sahip olabilmesi açısından bu şekilde çalışmayı düşündük.

Birkaç farklı ülkede işleri yürütmeye çalışmak konsantrasyonunu dağıttı mı?

Elbetteki… Ben İstanbul’da yaşıyorum, bir prodüktör Hollanda’da yaşıyor onunla bağlantıya geçip sürekli diyalog halinde olmak zor. Zorluklar yaşandı ama sonuçta yine istediğimiz gibi oldu. Bize büyük bir deneyim kazandırdı. Bundan sonraki çalışmalarımız için de tabi ki temel oldu. Bu tarz çalışmalar devam edecek benim için.

Ses tellerinle ilgili yaşadığın rahatsızlık bir daha hiç şarkı söyleyememe konusunda seni ümitsizliğe düşürdü mü? Bu psikoloji şarkılarına yansıdı mı?

Zaten 2004’ün ardından annemin vefatından sonra psikolojik olarak çok etkilendim. Kendimi zor toparladım. Tabi ki sürekli konser temposu içindeydik. Dengesiz beslenme, kötü ses sistemlerinde verdiğim konserlerden dolayı sesim de biraz zarar gördü. Ama sonuçta tedavi oldum ve iyileştim ve kayıtlarıma devam ettim. O dönemde psikolojik olarak etkilendim. Çünkü hayatta kendim için yapabildiğim en önemli şey müziğim. Bu yüzden stüdyoya girip ağzınızı açtığınız anda sesinizin kısılması sizi çok üzüyor. Boş boş oturmak zorunda kaldım bu yüzden o dönem içinde sürekli yazdım. Müziklerin üzerinde uğraştım. Bu şekilde geçti.

Albümün isminin “Yerli Plaka” olmasında Türk Rap’ine dikkat çekme isteği mi var?

Türkiye’de insanlar Rap Müziği’ni Amerikan emperyalizmi, Amerikan Müziği kaynaklı olarak görüyorlar. Bizim Türk Halk Müziği ve Sanat Müziği haricindeki bütün müzikler batı kaynaklı ve sonuçta bizim kendimize ait bir kültür değil ama müzik evrensel bir dil. Artık dünyanın her yerinde kabul gören bir dil. Amerika’daki örnekleriyle bizi kıyaslamamaları gerekiyor. Hani nasıl yabancı marka araba getirirsiniz ama sonuçta onu Türk plakasıyla kullanırsınız biz de aynı şekilde yabancı kaynaklı bir müzik yapıyoruz ama dilimiz Türkçe. Anlattığımız şeyler bizim kendi sosyal problemlerimiz. Yani bütün dünyayı ilgilendiren genel problemler, savaş, soykırım, ırkçılık gibi. Bunları dile getirmeye çalışıyoruz. Amerika’daki o örnekleri gibi kızlar, paralar, çete, arabalar, içeriğinde değil bizimki. Bizim anlatmak istediğimiz şey hepimizi ilgilendiren sosyal problemler, genel problemler o yüzden anlattığımız dil de Türkçe. Aradaki o farkı çekmek için anlattık. Tüm Türkçe Rap yapan arkadaşlar adına.

Özellikle dikkat çekmek istediğin nokta nedir?

Öncelikle Türkiye toplumu içindeki bölünme. Türk, Kürt, Alevi, Sünni, Ermeni, Rum olarak bölünmesi. Politikacıların ve diğer farklı kuruluşların yapamadığı şeyi biz müzikle gençlere anlatmaya çalışıyoruz. Müzik bayrağı altında toplanabiliriz en azından. Yeni yetişen gençlere barış ve özgürlük çağrısında bulunup müzik bayrağı altında toplanabilmek için bunları anlattık. Albümün genelinde de anlatılanlar bunlardır.

Ancak Müzik de bölünüyor biliyorsun, “Rapçiler”, “Rockçılar” diye… Ceza buna maruz kaldı mı, yada bizzat kendin bu ayrımı yaptın mı vaktiyle?

Ben hayatım boyunca hiçbir zaman böyle bir ayrım yapmadım çünkü ben müzik dinlemeyi çok sevdim. Benim babam 68 kuşağı. Doğduğumda evimizde Rock dinleniyordu. Büyük sanatçıların plakları vardı evde. Ben onları dinleyerek büyüdüm. Ama tabi ki beni en çok etkileyen müzik Rap oldu ilk başlarda. Hiçbir zaman herhangi bir ayrım yapmadım. Doğduğum yer çok kozmopolit bir yerdi. Ermeni, Rum arkadaşlarım vardı. Onlarla birlikte büyüdük. Hayat toz pembe bir şekilde devam ediyordu. Dünyayı hiç bu şekilde zannetmiyorduk kendimizi bilene kadar. Müziğimin içinde de bunlar var zaten.

Sorunlara dikkat çekerken, çözüm de öneriyor musun?

Ben herhangi bir müzisyenin herhangi bir düzeni değiştirebileceğine inanmıyorum. Çünkü Beatles, Bob Dylan zamanında milyonlarca insanlar onları takip etti festivaller düzenlendi. Ama sonuçta dünyadaki her şey aynı şekilde devam ediyor. Hiçbir politikacının bildiğini okumasına engel olamıyorsunuz maalesef. Savaşlar, soykırım hala devam ediyor. Terörizm uyuşturucu hala devam ediyor. Biz en azından yeni yetişen gençlerin önceden beyinlerini pozitif mesajlarla doldurup sonradan bu hataları yapmamaları için bunu anlatabiliriz. Ben elimden geldiği kadar bir şeyler anlatmaya çalışıyorum.

Türkiye’de Rap Müziğin yükselişi seninle gerçekleşti diyebilir miyiz? Şu an kendine rakip gördüğün kimse var mı?

Türkiye’de bu işi ilk yapanlardanım. Benim zamanımda 40-50 kişiydik. Bir parti düzenlendiği zaman her zaman aynı insanlar olurduk ve biz birbirimizi tanırdık. Cartel dönemi olmuştu bir dönem, biz o zamanlarda da bu işle uğraşıyorduk. Dans eden, söz yazan arkadaşlarımız vardı. Stüdyo ortamına giriyorduk, demolar yapıyorduk. Enerjimizi kanalize ediyorduk dışarıya. O yüzden o zamandan çok az arkadaşımız kaldı. Biz o zamandan beri devam ediyoruz bu işe, ben 29 yaşındayım şu anda. Yaptığım sayısız albüm var, verdiğim bir çok konser var. 60’ın üzerinde konser verdim Avrupa’da. Anadolu’da Elazığ, Diyarbakır, Gaziantep gibi çok uzak yerlere de gittim. Anadolu’daki seyirci daha sıcak ve ateşli İstanbul’la kıyasladığınızda. Çünkü oradaki imkanlar sadece müzik konusunda değil okul eğitim herhangi bir konuda da çok geride kaldığı için insanlar bu tarz bir şey gördükleri zaman büyük bir hevesle geliyorlar ve size eşlik etmeye çalışıyorlar. Siz gözlerindeki o ışığı ateşi görebiliyorsunuz. Ben Üsküdar’da doğdum büyüdüm. Farklı bir kültürün içine girip o insanlarla kaynaştığın zaman kendi yaşadığın ortamı daha iyi anlıyorsun çünkü oradaki fakirlik, zenginlik de daha farklı sizin gözünüzde. O insanların İstanbul’daki seyirciye göre de tepkileri daha farklı oluyor. Tabi ki bu size daha büyük bir heyecan veriyor. Çok uzak yerlerde dinlendiğinizi görmek güzel.

En baştan başlayıp uğraş verdin, ümidinin kırıldığı zamanlar oldu mu, o günlerden ben bu işi ne olursa olsun başaracağım diyebiliyor muydun yoksa bir hayal gibi mi geliyordu?

Çocukluğumdan beri çok büyük hayallerim vardı. Okumayı fazla sevmedim. İlkokula başladığımdan itibaren sırada 4 kişi oturuyorduk. Öğretmen dayak atıyordu bize. Eğitim sistemindeki çatlaklıklar yüzünden tabi ki ben inanmadım diploma sayesinde herhangi bir şey olacağına. Sürekli hayaller kurdum, çok düşündüm hani ansiklopedi okuyup belgesel seyretmek benim daha çok işime geldi ders çalışmaktansa. Daha farklı şeyler hayal etmek daha çok işime geldi. Şu anda elektrik teknisyeniyim, liseyi bitirdim bir şekilde ama diplomamın yapamayacağı şeyleri müziğim sayesinde yapıyorum şu anda. Çocukluğumdaki hayallerim dünyayı gezmekti, bir yerlere ulaşabilmekti, belgesellerde gördüğüm diyarlara gidebilmekti. Farklı insanların önüne çıkıp bir şeyler anlatmak karşılığında saygı alabilmek. Bunlar olmaya başladı, müziğim sayesinde dünyayı geziyorum artık bizi davet ediyorlar konser için, festival için. Hayallerim gerçekleşmeye başladı. Onun haricinde insanlara bir şey anlatıp karşılığında bir şey alabilmek bunu da görüyorsun demek ki istediğin şeyler olmaya başlamış. Daha büyük hayallerim var, müziğimi bütün herkese ulaştırabilmek sadece Türkçe anlayan insanlar için değil bütün dünyadaki insanlar için müziğimi yapmaya çalışıyorum.

Nasıl Türkiye’de insanlar örneğin anlamadıkları bir dilde birini dinleyebiliyorlarsa o müziğin içindeki tınıyı ruhu hissedip dinleyebiliyorlarsa neden bizim yaptığımız iş dinlenmesin dünyanın herhangi bir yerinde. Çünkü bugün Hindistan’da yada Latin Amerika’da çıkan bir müzisyen için de geçerli. Her yerde müziklerini dinletebiliyorlar. Bu çok güzel bir olay müziğin dilidir. Ben verdiğim konserlerde yurtdışında özellikle dilimizden anlamayan seyirciler inanılmaz hayran oluyorlar ve bir daha diye bağırttırabiliyorsunuz insanları. Bu sizin işinizi ne kadar iyi yaptığınızın göstergesidir. Benim bir sınırım yok nerden çağrılırsam giderim.

Bunun için somut bir proje var mı?

Yabancı prodüktörlerle yada yabancı sanatçılarla çalışmak o gittiğimiz ülkelerin tanınan sanatçılarıyla çalışıp albümde yer almak. Onların albümlerinde yer almak. Tabi ki sizin daha fazla tanınmanızı sağlıyor. Şu ana kadar sayısız yaptığım öyle çalışma var. Eskiden beri biz Rap müziği takip ediyoruz ve Fransa’da, Amerika’da, İtalya’da en bilinen insanları biz tanıyorduk rap camiası olarak. Şu anda Avrupa’da yada Amerika’da rap dinleyen insanlar da Türkçe rap dendiği zaman artık bizi biliyorlar ve bizim varlığımızın farkındalar bu işi iyi yaptığımızın farkındalar. Bunu insanlara gösterebildik. Ben yurtdışına çıktığım zaman röportajlarda gazeteciler Türkiye’den geliyorum, müzisyenim dediğimiz anda Türk Müziği, etnik müzik akıllara geliyor. Rock yada Rap akıllarına gelmiyor. Ondan sonraki soruları sen Müslüman mısın camiye, gidiyor musun oluyor. Maalesef bu çok üzücü. Çok büyük bir önyargı bizim için çünkü burada bir de bizim Rock ve Rap olarak bölünüp birbirimize girdiğimizi görseler daha büyük alay konusu olacak. Bu önyargıyı ve bu duvarı yıkmamız lazım. Çünkü bizi orda temsil eden insanların çoğu faşist bir görüntü sergiledikleri için herkesi o şekilde zannediyorlar. Buraya gelen bir yabancı sanatçıya sen Hristiyan mısın diye sorulmadı bu ülkede. O yüzden bunları yıkmak için mecburuz bazı şeylerde fedakarlık yapmaya.

Burada Rock ve Rap niye kavgalı? Müziği yapan insanlardan mı kaynaklanıyor dinleyicilerden mi? Mesele kimden çıkıyor?

İnsanların bilinçsizliği, özentilik, neye karşı olduklarını bilmemekten kaynaklanıyor. Gençlerin özellikle savundukları kültür hakkında hiçbir şey bilmemeleri. Rock’ın da Rap’in de temelinde özgürlük ve saygı var. Mesela festivaller, Amerika’da Woodstack, Vietnam savaşına karşı o zamanlar savaşa karşı başlamış. Barış ve dostluk içinde yapılmış festivaller. Ama Türkiye’de bu amacından çıktı. İnsanoğlu o kuralı bu ülkede bozdu. Festivaller özgürlük ve barış demektir. Sanatçıların bir araya gelip orda sanatlarını sunması. En azından dinlemiyorsanız bile arkanızı dönersiniz. Ama Türkiye’de maalesef bu olmuyor her konuda bölündüğümüz gibi aynı şekilde. Biz bunun olmaması için uğraşıyoruz. Gençler neye karşı olduklarını pek bilmiyorlar. Herhangi bir ülkede G8 Zirvesi yapılırken, Bush yada Rice o ülkeye gittiği zaman bütün gençler sokaklara dökülüp tepkilerini dile getiriyorlar. Bu anarşi olarak da oluyor. Kesinlikle şiddet olmasın en azından varlığımızı hissettirebilecek şekilde kendimizi gösterelim ama Türkiye’de bunu da yapmıyorlar maalesef. O yüzden hep birbirimizle uğraşıyoruz bu ülkede. Bu çok yanlış neye tepki göstereceğimiz neye karşı olacağımızı biraz daha iyi seçmemiz lazım. Dinlediğiniz müziği, savunduğunuz kültürü biraz daha iyi tanımanız gerekiyor. Sokakta gezerken gençler birbirlerine sen bol pantolon giyiyorsun, sen küpe takıyorsun, senin saçın uzun diye sataşıyorlar. Bu şekilde bir durum da oluşursa başka bütün olabileceğimiz bir şey kalmayacak maalesef. Ben kendi adıma farklı tarzda müzik yapan insanlarla kendi ülkemde, Avrupa’da ve Amerika’daki sanatçılarla birleşip hem onların ülkesindeki insanlara hem bizim ülkemizdeki insanlara bunu gösterebiliyorum, örnek olabiliyorum ama işte herkesin bu mantığı anlayıp bu mantık çerçevesi içinde yürümesi biraz zor. Çünkü en basit bir sözü veya cümleyi bile yanlış anlayıp yada anlamak istemeden yorumlar yapıp eleştirebiliyorlar çok kolayca.

Sezen Aksu ile çalışman nasıl gerçekleşti, bu işbirliği kimin hanesinde daha büyük bir artıya dönüştü? Ayrıca birlikte söylediğiniz şarkı albüme nasıl bir hava kattı?

Parçayı yazarken çok büyük bir duygusal yoğunluk içinde yazdım. Kendi hayatımdan bahsediyorum. Şu ana kadar yaptığım albümlerin çoğunda yapmadığım bir çok konudan bahsettim ve yazarken tabi bir çok insanın kendisinden de bir şeyler bulabileceğini düşünerek yazdım. Parça bittikten sonra duygusal anlamda bunun biraz daha desteğe ihtiyacı olduğunu düşündüm parçanın ve aklıma direk Sezen Aksu geldi. Biz teklifi götürdük sağ olsun o da bizi kırmadı. Buluştuk evinde stüdyosuna girdik güzel anlar yaşandı parçayı çok beğendi. O da benim yazdığım 3 bölüme özet olarak çok güzel bir nakarat yazdı. Çok başarılı bir parça ortaya çıktı. Ben o an çok büyük bir heyecan yaşıyordum. Sezen Aksu gibi bir sanatçıyla bir şeyler yapmak özellikle bir parça yapmak insanlara sunmak çok büyük heyecan ve onur verici bir olaydı. Bu genç yaşta gelen büyük başarılardan biri benim için. Ben nota bilmeyen sokaklardan gelen bir insanım. Bir çok müzisyenin belki de hayalidir Sezen Aksu ile bir araya gelebilmek.

Ceza’nın kattığı bir şey yok mu Sezen Aksu’ya?

Sezen Aksu’nun gençlerle bir şey yapabildiğini daha modern olabildiğini aynı şekilde göstermiş oldu. Zaten her dönem gösteriyordu. Bu parçada da büyük bir saygı kazandı özellikle bizim camiada. İnsanlar daha farklı gözle bakıyor. Onu bilmeyen genç nesil biraz daha iyi fark etmiş oldular. Sezen Aksu’nun neler yapabileceğini görmüş oldular. Zaten çocukluğumuzdan beri annemizden babamızdan bir mirastır onun bir çok şarkısı kulaklarımızda kalmıştır. Bir çok tarz müzik dinleyen herkesin gözünde Sezen Aksu’nun yeri ayrıdır. Onunla böyle bir parça yapmak beni açıkçası çok etkiledi.

Konserlerde sizi yan yana görebilecek miyiz?

Video klip düşünüyoruz yaptığımız parçaya. Bir aksilik olmazsa. Olabilir konser de.

Cover yapma geleneği Rap Müzik’te yok mu?

Bilinen altyapıyı müziği kullanarak üzerine yeni sözlerinizle yapıyorsunuz Rap Müzik’te genellikle. Bu biraz şehir ozanlığı gibi bir şey olduğu için yazmanız gerekiyor. Eğer yazamıyorsanız zaten cover bence yapmamanız gerekiyor Rap’te. Konuşmaya, söze ve düşünceye dayalı olan bir kültür bu aslında. Ben çoğunlukla kendim yazmayı tercih ediyorum hepsini. Bir iki tane arkadaşımız var bunu cover olarak yapanlar Amerikalı bir grubun parçasını İngilizce şekilde söyleyip sunan insanlar var ama bence bu yanlış. Dünyanın hiçbir yerinde bu kültürü savunan insanlar tarafından kabul görmeyen bir olay bu. Müziğini kullanabilirsiniz ama başkasının sözlerini alıp aynı şekilde söylediğiniz zaman bu işin raconuna sığmıyor maalesef.

Ailende birinin daha Rap Müzikle uğraşması ne hissettiriyor sana? Destekliyor musun Ayben’i yoksa başka bir şeyle uğraşmasını mı yeğlerdin? Bir aileye bir star yeter mi?

Biz mutluyuz bu şekilde inşallah o da istediği amaca ulaşır. Abisi olarak ben elimden geleni yapacağım. Bu zamana kadar benim adım altında da anılmasını hiç istemedim. O da Ceza’nın kardeşi değil de sadece Ayben olarak bu ülkede bayanların da özgürlüğünü kazanıp bir şeyler yapabildiğini ispatladı. Hala okula gönderilmeyen kız çocukları var bu ülkede. Okuma yazmayı bilmeyen insanlar var yani aslında o da bir örnek sayılır. Abisi olmasaydım hayranı olurdum büyük ihtimalle. Çünkü çok güzel yazıyor. İnşallah diğer bayanlar tarafından da bunun devamı gelir.

Birçok isimle çalıştın ama aklında kalan kimse var mı?

Var çok değerli sanatçılar var. Farklı tarzda müzik yapan Rap haricinde. O anda neye karar verirsem içimden kim gelirse ona tabi ki teklifimi sunarım o da kabul ederse olur.

Sen kimlerin konserlerini takip edersin. Kimleri dinlemekten hoşlanırsın?

1998’e kadar 20:00’de eve giren bir insandım çok asosyal ve çok fazla kendimi ifade edebildiğim enerjimi dışa vurabildiğim durumlar olmadığı için. Hayatımda ilk gittiğim konser kendi konserimdir. Bu şekilde başladık konser olayına. O gün bugündür hep kendi konserimde bu enerjiyi atıyorum ve en son Nil’in konserine gitmiştim. Ayben’le birlikte çıkmışlardı. Mor ve Ötesi’nin konserine gitmiştim. Athena’yla yaptığımız en son bir parça seslendirmiştik sahnede onun konserine gitmiştim. Böyle değerli arkadaşlarımız var aslında.

Bir çok kez anlatmışsındır ama bir de bizim için anlat neden Ceza?

Aşağı yukarı bir 10 senelik geçmişi var. İşin içinde mecaz var sözlerle cezalandırmak. Genç yaşta kaldı o şekilde lakap. O gün bugündür de devam ediyor.

Memnun değil misin?

Memnunum. Gerçek adım Bilgin mesela o da lakap gibi insanlar için ama Ceza olarak kaldı.

Ceza

•Temmuz 19, 2007 • 2 Yorum

Ceza, 1977 yilinda Üsküdar/İstanbul’da dogdu. Rap müzige olan ilgisi ilkokul yillarinda sira arkadasindan ödünç aldigi kasetlerle basladi. Ceza tabii ki gerçek ismi degil, bu onun hiphop’ta kullanmak için seçtigi yada daha dogrusu kazandigi bir lakap! Katildigi hiphop partilerinde, Freestyle rap (yani o an sahneye çikip müzik esliginde, o an yazilan sözlerle rap yapma) yarismalarinda her zaman birinci olan Ceza için diger yarismacilar hep “eyvah Ceza’miz geldi” diyorlarmis ve bunun sonucunda, o da Ceza’yi lakap olarak kullanmaya baslamis.

Gençlik yillarinda, çesitli projelerde yer alan Ceza, 1998 yilinda Dr. Fuchs ile bir araya gelerek “Nefret”i kurdu. Kendi çabalariyla yaptiklari deneme kayitları sonrasinda “Yeralti Operasyonu” isimli toplama Türkçe Rap albümünde yer aldilar.

“Yeralti Operasyonu”nda en çok ilgi çeken grup olan “Nefret”, kisa bir süre sonra Hammer Müzik ile anlasarak ilk albümü “Meclis-i Ala İstanbul”u yayinladi. Albümün hit parçasi “İstanbul” için çekilen videoklip birçok yerel ve ulusal TV kanalinda yayinlandi. Albüm sonrasi Türk ve Yabanci basindan olumlu elestiriler alan “Nefret”, H2000, J&B Dance Festivali ve Avrupa Müzik Festivali gibi büyük organizasyonlarda sahne aldi. “Meclis-i Ala İstanbul” albümleri Hammer Müzik’in distribütörleri tarafından Türkiye ile ayni anda Avrupa’da da piyasaya sürüldü. Özellikle Türkçe Rap’in büyük ilgi gördügü Almanya’da Türkiye’den çikan bir grup için yüksek bir satis rakamina ulasti.

İkinci albümleri “Anahtar” için İstanbul’da Digitalmix stüdyosunda kayida giren “Nefret”, çalismalarini 2001 yilinin Temmuz ayinda tamamladi. Cartel grubundan Erci E, Wu Tang Clan için yaptigi featuring ile büyük isim yapan Bektas, Megalomaniax grubundan Kader K, ve “Gerçek Kal” albümüyle adından söz ettiren Fresh B’nin de konuk oldugu albümde scratch’ler Almanya’nın ünlü DJ’leri DJ Rocky ve DJ Ness tarafindan atildi

Türkiye’de yasanan ekonomik kriz ve Dr. Fuchs’un ani sekilde askere gitmesi sonucu istenilen promosyonun yapilamamasina ragmen “Anahtar” çok yüksek bir satis rakamina ulasti ve Nefret’in Türkiye’nin en çok satan ve Dünya’da en çok taninan Türkçe Rap grubu olmasini sagladi!

Dr. Fuchs’un askere gitmesinin üzerine, Ceza uzun süredir üzerinde çalistigi, solo albüm projesine hiz verdi. Prodüktör olarak Silahsiz Kuvvet’ten Dj Mic Check’i seçen Ceza; ilk solo albümü “Med-Cezir”in kayitlarini Kuvvet Mira ve Digitalmix stüdyolarinda gerçeklestirdi.

Solo albüm çalismalari devam ederken Türkiye’de pek çok konser veren Ceza, 2002’nin Mart ayinda ilk yurtdisi konserini de İsveç’te gerçeklestirdi. İsveç’te yasayan Türklerin yanisira İsveç’li müzikseverlerinde yogun ilgi gösterdigi konser çok başarili geçti. Ceza, İsveç seyahatinde ayrica İsveç’in en önemli hiphop gruplarindan Fjarde Varlden ile birlikte bir parça kaydetti. Bu parça Fjarde Varlden’in “Tamam” adli single’inda yeraldi ve İsveç’te CD ve LP olarak piyasaya çikti.

Haziran 2002’de “Med Cezir” piyasaya çikti. Albüme adini veren “Med Cezir” parçasina daha önce Levent Yüksel, Mirkelam gibi sanatçilara çektigi videokliplerle ünlenen yönetmen Murad Küçük tarafindan profesyonel bir video klip çekildi. Klip müzik kanallarinda dönerken, Ceza ayrica ulusal kanallarda haber bültenlerine ve çesitli TV programlarina konuk oldu. Tüm günlük gazeteler (Hürriyet, Milliyet, Sabah, Cumhuriyet, Vatan vs.), aylik dergiler (Blue Jean, Cosmo Girl, Aktüel, İstanbul Life vs.) özel röportajlarla yer verdiler.

Albüm sonrasinda Türkiye’nin dört bir yaninda konserler veren ve H2000, RockIstanbul gibi önemli organizasyonlarda yer alan Ceza ayrica yurtdisinda Almanya, Hollanda, İsveç, Norveç, Belçika gibi ülkelerde sahne aldi.

Ceza, Mart ayinda Mitsubishi Lancer için bir radyo reklamini seslendirerek tekrar gündeme geldi. Reklamin çektiği büyük ilgi üzerine devam bölümleride kaydedildi.

İkinci albümünü hazirlayan Ceza, bu arada Candan Erçetin, Mercan Dede ve Burcu Günes’in albümleri içinde düetler kaydetti ve bu düetlerle de ses getirdi.

2004 yilinin sonlarina yaklasirken Ceza, Rapstar albümünü piyasaya sürdü, albümde 22 track bulunuyordur, albüm genelde basarili bir perspektif çiziyor, farkli beat´ler üzerinde de rap yapilabilecegini kanitlamaya çalisiyor adeta, sarki sözleri çok ince elenmis sik dokunmus, bazen bir sözlüge ihtiyaç duydugumuz anlar oluyor ama yine de mesajlar dogru kanallara ulastirilmis gözüküyor, rap camiasina atiflarda bulunulmus,dokundurmalar yer yer göze batiyor, ama bir “diss” mantigiyla degil, daha çok yeri gelince söylenmis dokundurmalar, sonuç olarak Ceza´dan beklenebilecek kalitede bir çalismanin ürünü. Albümde Sahtiyan, Fuchs, Fuat, Ayben, Mic check, bu projede sanatciya eslik eden isimlerdir.

Sagopa Kajmer

•Temmuz 19, 2007 • Yorum Yapın